yıpratma sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte yıpratma kelimesinin manası:

  1. Yıpratmak işi.

yıpratma ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • eskitmek: Çok kullanarak eskimiş duruma getirmek, yıpratmak. Yaşlandırmak Örnek: Alkol, tütün ve aşk eskitti beni. A. İlhan Etkisini sürdürememek, yıpratmak. Devamını Oku

  • wear: Dayanıklılık, dayanma Aşınma, yıpranma, eskime Devamını Oku

  • çete savaşı: Küçük asker birlikleri veya çeteler tarafından düşmanı yıpratmak için her türlü yola başvurarak yapılan savaş Örnek: Onlar da kendilerine göre bir çete savaşı yapmak hevesine düşmüş olabilirler. S. Birsel Küçük asker birliklerince ya da asker olmayan küçük topluluklarca düşman ordusu gerisinde düşmanı yıpratmak için her türlü yola başvurarak sürdürülen savaş. Devamını Oku

  • frazzle: Yıpratmak, yormak, yıpranmak, eskimek Yıpranma Devamını Oku

  • chafe: Ovarak ısıtmak Ovarak aşındırmak, yıpratmak Devamını Oku

  • to wear down: Yıpratmak Devamını Oku

  • fray: Kavga, karışıklık. Yıpratmak Yıpranmak. Devamını Oku

  • fray 2: (kumaşŸı/ipi) yıpratmak; yıpranmak; saçaklanmak.” Devamını Oku

  • fray out: Yıpratmak, aşındırmak, yıpranmak, aşınmak Devamını Oku

  • hırpalamak: Örselemek. Dövmek. İtip kakmak, azarlamak Devamını Oku

  • corroding: [corrode] aşındırmak, yıpratmak, çürütmek, kemirmek, yıpranmak AşŸInma Devamını Oku

  • fret: Telli çalgılarda klavye üzerinde notaların yerlerini belirlemek amacıyla bölümlenmiş ve parmakla basılan aralık. Aşındırmak, kemirmek, yıpratmak, eskitmek, yiyip bitirmek, üzmek, endişelendirmek, sinirlendirmek, kızmak, üzülmek, kendi kendini yemek, endişelenmek Devamını Oku

  • wear down: Devamlı ısrarla kırmak [fig.], yıpramak, eskitmek, yıpratmak, zayıflatmak, yenmek, yıpranmak, eskimek, aşınmak Devamını Oku

  • saldırı: Kötülük yapmak, yıpratmak amacıyla, bir kimseye karşı doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma, hücum, taarruz, tecavüz. Karşı güreşçinin üstüne üstüne yüklenme. Devamını Oku

  • örselemek: Yıpratmak, eskitmek, hırpalamak, zedelemek. Gücünü azaltmak, canlılığını gidermek, sarsmak Örnek: Naciye Hanım, kalkık kaşlarıyla başını sallayarak meclisin sükûtunu örseledi. P. Safa Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar