yrs sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte yrs kelimesinin manası:

  1. Years, yours.

yrs ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • in acknowledgment of: -in karşŸılığŸı olarak: in acknowledgment of his years of service yıllarca verdiğŸi hizmetin karşŸılığŸı olarak. Devamını Oku

  • my: Million years. Benim. Aman! Olur Devamını Oku

  • ephebes: Ephebeia, Athenian citizen-youths between 18-20 years old, fulfilling a required military service, manning the border forts of Attica. There is much debate and controversy over the origins of the institution ephebeia and how far back in history it may be dated. Devamını Oku

  • accord 2: With -e uymak, ile bağŸdaşŸmak, -e uygun olmak/gelmek. with -e yakışŸmak, -e uygun gelmek/düşŸmek. vermek: He accorded them that right ten years ago. On yıl önce onlara o hakkı tanıdı. The king accorded him the title of duke. Kral ona dük unvanını verdi. Devamını Oku

  • beans: Fasulye kadar, çok az, küçücük, fazla değŸil (örneğŸin; “I know beans about music {Müzik hakkında çok az biliyorum}”); (Argo) bir kimsenin kafası, başŸ; (Argo) para, mangır (örneğŸin; “I’ve worked for this company for fifteen years, but I still don’t have beans {Bu şŸirket için on beşŸ yıldır çalışŸıyorum ama halen para alabilmişŸ değŸilim}”); (UyuşŸturucu Argosu) Devamını Oku

  • about 2: AşŸağŸı yukarı, yaklaşŸık, az çok; hemen hemen, neredeyse: at about six o´clock saat altı sularında. Come about midnight. Gece saat on iki sularında gel. It weighed about a kilo. AğŸırlığŸı yaklaşŸık bir kiloydu. It´s about time we took off. Artık gitmeyi düşŸünmeliyiz. about fifty people elli kadar kişŸi. She was a child of about ten Devamını Oku

  • touch 1: Dokunmak; değŸmek; temas etmek: Don´t touch the paintings! Tablolara dokunma! My head´s touching the ceiling. BaşŸım tavana değŸiyor. (içki/sigara/uyuşŸturucu) kullanmak: He never touches alcohol. Hiç içki içmez. yemek/içmek: He didn´t touch his food. YemeğŸini ağŸzına sürmedi. kıyaslanmak,. kadar iyi olmak: Their book can´t touch hers. Onların kitabı onunki kadar iyi olamaz./Nerede onların kitabı, nerede onunki! Devamını Oku

  • above 1: “edat üstünde; üstüne: She was then living in a room above the store. O zamanlar dükkanın üstündeki bir odada oturuyordu.That was above and beyond the call of duty. Tamamıyla vazife ötesi bir şŸeydi Hang that lamp above the table. O lambayı masanın üstüne as. We´re rising above the clouds. Bulutların üstüne çıkıyoruz. yukarı taraflarında: Cross Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar