zangır zangır sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte zangır zangır kelimesinin manası:

  1. Güçlü sarsılmayı ya da titremeyi anlatır.
  2. Aşırı bir biçimde titreyerek, zıngır zıngır
    Örnek: Hiddetinden zangır zangır titriyordu, suratı sapsarıydı. S. F. Abasıyanık

zangır zangır ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • zangırdamak: Güçlü bir ses çıkararak titremek veya sallanmak Örnek: Gevşemiş çerçeveler, dışarıdan yumrukla vuruluyormuş gibi zangırdar. P. Safa Devamını Oku

  • zangırdama: Zangırdamak işi. Devamını Oku

  • zangırdatma: Zangırdatmak işi. Devamını Oku

  • jar 1: (–red, –ring) kulak tırmalayıcı bir ses çıkarmak. zangırdatmak; zangırdamak. (with) (-e) ters düşŸmek, (ile) çatışŸmak. on/upon sinirlendirmek. sarsmak; sarsılmak. sarsıntı; şŸok. zangırtı.” Devamını Oku

  • minyatür: Çoğunlukla eski yazma kitaplarda görülen, ışık, gölge ve hacim duygusu yansıtılmayan küçük, renkli resim sanatı Örnek: Aynı oyunu, avuç içi kadar bir minyatürden seçilmiş bir köşecikle oynuyorlar. B. R. Eyuboğlu Bu biçimde yapılmış küçük resim. Devamını Oku

  • fırıl fırıl: Bir şey sürekli ve hızla dönerek. Sürekli ve hızlı bir biçimde Örnek: Bir de gözümü açıyorum ki, dünya fırıl fırıl dönüyor. S. F. Abasıyanık Devamını Oku

  • sarsıntı: Sarsılma işi, birden sallanma Örnek: Bu sarsıntı ile başından fırlayıp yerde tekerlenen kasketini kovaladı, tekrar başına geçirdi. H. Taner Titreme, titreyiş Örnek: Başını sırasının üstüne saklamış, omuzları hafif sarsıntılarla titriyordu. R. N. Güntekin Deprem. Deprem sırasındaki Devamını Oku

  • ıvır zıvır: Küçük, önemsiz Örnek: Muharrem artık ıvır zıvır işlere pek bakmamaya başladı. S. F. Abasıyanık Devamını Oku

  • zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz ovada yolunu şaşırır: Zengin, para gücüyle güçlükleri yenerken yoksul, parasızlık yüzünden en kolay işi bile başaramaz. Devamını Oku

  • zengin arabasını dağdan aşırır, züğürt ovada yolunu şaşırır: Zengin, para gücüyle güçlükleri yenerken yoksul, parasızlık yüzünden en kolay işi bile başaramaz. Devamını Oku

  • körü körüne: Davranışının gerekçesini ve nasıl sonuçlanacağını bilmeden, düşünüp taşınmadan Örnek: Körü körüne inanılan kıymetler nelerdir, bunları anlatıyordum. O. V. Kanık Devamını Oku

  • kimin arabasına binerse onun türküsünü çağırır: Çıkar sağladığı kimsenin hoşuna gidecek biçimde davranan dönek ve dalkavuk kimseler için kullanılan bir söz. Devamını Oku

  • pırıl pırıl: Çok parlak, çok ışıklı Örnek: Yüzünüz en sıhhatli, en rahat kimselerin hayat şevkiyle pırıl pırıl kalkar gidersiniz. Y. K. Karaosmanoğlu Çok temiz, tertemiz Örnek: Bisikletini, o her tarafı pırıl pırıl nikelajlı bisikletini alıp almamayı düşündü. S. F. Abasıyanık Çok yeni Örnek: Son sistem, pırıl pırıl rotatif almışlar. Y. Z. Ortaç Kusursuz, eksiği olmayan, tam Örnek: Şimdi artık yepyeni, pırıl pırıl bir mizahçı kuşak yetişti. H. Taner Devamını Oku

  • soğuk: Isısı düşük olan, sıcak karşıtı Örnek: Bu el soğuktu ve titriyordu. P. Safa Üşütecek derecede ısısı olan Örnek: Güneşli, soğuk bir gündü. S. F. Abasıyanık Isının üşütecek kadar az veya düşük olması durumu Örnek: Karın soğuğu başka bir tür soğuktur. S. F. Abasıyanık İlgisiz, sevimsiz bir biçimde veya memnuniyetsizliğini belli ederek. Devamını Oku

  • tırıs tırıs: Hızlı bir biçimde. Utanmış, mahcup bir biçimde Örnek: Sakatlanıp tedavi gören oyuncu topallaya topallaya yeniden sahaya girince bizimkine tırıs tırıs yine kalenin arkasını boylamak düşerdi. H. Taner Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar