zımbalamak sözlük anlamı nedir?

Sponsorlu Bağlantılar

Sponsorlu Bağlantılar

Sözlükte zımbalamak kelimesinin manası:

  1. Bir şeyin üzerinde zımba ile delik açmak
    Örnek: Belki o biletleri zımbalayan delikanlı karnesini ona vermiş, bir de çay içirmiştir. S. F. Abasıyanık
  2. Bıçaklamak, bıçakla vurmak, öldürmek.
  3. Zımbayla delik açmak.

zımbalamak ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları

  • göz: Görme organı. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Devamını Oku

  • zımba: Delgeç. Delgeçle açılan delik. Türk Devamını Oku

  • abasız: Abası olmayan, aba giymemiş olan Örnek: İçim muradına ermiş / Abasız postsuz bir derviş. A. H. Tanpınar Devamını Oku

  • adsız: Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen Örnek: Babası silik, adsız bir berberken çocuk bütün akranlarını çekerek dükkânını canlandırdı. N. Cumalı Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adı ile anılmak hakkını yitirmiş Devamını Oku

  • mızıka: Bando Örnek: Bu rolü, kız kıyafetine soktuğumuz bir mızıka neferine vermiştik. R. N. Güntekin Armonika. Devamını Oku

  • yüz: Doksan dokuzdan sonra gelen sayının adı. Bu sayıyı gösteren 100, C rakamlarının adı. Devamını Oku

  • yüzük: Parmağa geçirilen genellikle metal halka Örnek: Kalın parmaklarımın her bir boğumuna ayrı bir taştan, ayrı bir büyüklükte yüzükler geçirmişti. Y. K. Karaosmanoğlu Oyunu. Yüzük oyunu. Devamını Oku

  • nişanlamak: Bir çiftin evlenme işinin kararlaştığına belirti olarak parmaklarına yüzük takmak, yavuklamak Örnek: Ali Ağanın kızını yarı yalvarma, yarı yıldırma ile bana nişanlayıvermişlerdi. S. F. Abasıyanık Bir hedefi vurmak için silah, taş vb.ne belli bir doğrultu vermek. Devamını Oku

  • ağzında çalkalanmak: Üzerinde çok konuşulmak: “Fakat bütün memleketin ağzında çalkalanan bu evlerin anha minha 5000 liradan fazlaya çıkmayacağı.” -S. F. Abasıyanık. Devamını Oku

  • cılız: Çok zayıf ve güçsüz, eneze, nahif Örnek: Hanın sahibi cılız bir adamdı. S. F. Abasıyanık Güçsüz, sönük (ışık). Basit, değersiz, önemsiz Örnek: Mimaride cılız eserler vücuda geliyordu. B. Felek Devamını Oku

  • öz: Bir kimsenin benliği, kendi manevi varlığı, iç, nefis, derun, varoluş karşıtı Örnek: Bütün gün genç kızlar ilahiler söylemişlerdi. Ç. Altan “Kendine, kendi kendini” anlamlarında birleşik kelimeler türeten bir söz. Bir şeyin en kuvvetli Devamını Oku

  • gözü bağlı: Aymaz. Sorup soruşturmaksızın, bakıp anlamadan Örnek: … tereddüde düşmeksizin hemen bu çağrıya koşacaktı ve belki de bu yaratığın ileri süreceği daha başka şartları da gözü bağlı kabul edecekti. Y. K. Karaosmanoğlu Devamını Oku

  • mantıksız: Mantığa, akla aykırı olan Örnek: Şuuru yerinde bir adam için bu sevinç mantıksız ve çirkindir. R. H. Karay Mantığa uygun davranmayan. Devamını Oku

  • sızıntı: Sızan şey Örnek: Bu testinin çatlağı hiçbir sızıntı göstermemişti. A. Gündüz Genellikle iltihaplanma sebebiyle deri veya mukozada beliren sıvı, akıntı. Akışlanların bir yarık, delik vb. dizgenin içine ya da dışına doğru istenmedik yönde Devamını Oku

  • gündüz gözüyle: Gündüzün, gündüz vakti, gün ışığında, her şeyin açık seçik görüldüğü saatlerde. Devamını Oku

Sponsorlu Bağlantılar