Antikalık ne demek? Sözlük anlamı

Türkçe sözlüklerde "Antikalık" ifadesini detaylı bir şekilde araştırdık...

Kısaca "Antikalık" ne demek?

  1. Antika olma durumu.

  2. Tuhaflık

    Örnek:

    Kim bilir bu herifin geçmişinde neler neler, ne antikalıklar, ne acayiplikler, ne madrabazlıklar vardı. O. C. Kaygılı

Antikalık nedir? İlişkili sözcükler

  • Orta Antik Komedya: Antik Yunan komedyasının ikinci evresidir. Eski komedya ile orta komedyayı ayıran kesin bir sınır yoktur. Aristo-fanes her iki dönemde de vardır. Aşağı yukarı İÖ 423 ile 330 yılları arasında gelişmiştir. Kişisel ve siyasal taşlama yoktur. Bu komedyada parabasis bölümü de görülmez. bk. parabasis. Koro önemini yitirmiştir. Doruğunu yeni komedyada bulacak olan töre komedyasına doğru bir devamı...
  • Yeni Antik Komedya: Antik Yunan komedyasının aşağı yukarı İÖ 330 tarihlerinde ortaya çıkan incelmiş biçimi. Bu komedyada eski komedyanın karikatür tipleri ve mitologya kişileri yok oldu, bunların yerini, o dönemde yaşayan insanlar, onların sorunları ve giysileri aldı. Yeni komedya yazarlarının içinde en önemlisi Efesli Menandros’tur. devamı...
  • Kaygısızlık: Kaygısız olma durumu veya kaygısızca davranış Örnek: Başhekimin kaygısızlığına da hırslanan başhemşire, bu defa saksıyı kırdıklarını idare müdürüne anlatmaya koyuldu. M. Ş. Esendal devamı...
  • Antik Komedya: İ Ö 486 yılında başlayan ve aşağı yukarı İ Ö 200 yılına kadar süren bir dönem içindeki Yunan ve Latin komedyaları için kullanılan terim. Yunan komedyasının üç evresi vardır: eski komedya (Aristofanes), orta komedya (Antifanes, Aleksis) ve yeni komedya (Menandros). Latin komedyasının iki ustası ise Plautus ile Terentius’tur. devamı...
  • Antik Tragedya: İö VI. yüzyılda Yunanlı Thespis ile başlıyan ve İS I. yüzyılda Latin Seneca ile son bulan yedi yüzyıllık bir dönem içinde yazılmış tragedyalardan her biri. En büyük Yunan tragedya yazarları Aiskhilos, Sofokles ve Öripides’tir. Roma’da ise yapıtları oynanmaya elverişli olmamasına karşın, Seneca’dır. devamı...
  • Gözü Olmak: Dikkati bir yerde toplanmak: “Masalarda oturan kadınların en ufak bir harekette gözleri kapıdaydı.” -N. Cumalı. Bir şeyi ele geçirmek isteği beslemek: “Allah bilir, milletvekilliğinde de gözü vardır.” -H. Taner. devamı...
  • Kıvrık: Eğrilip bükülmüş, yuvarlak bir biçim verilmiş Örnek: Sarı, uçları az kıvrık bıyıkları vardı. Y. Z. Ortaç Kitap okurken hangi sayfada kalındığını belirlemek için kâğıdın kıvrılan alt ya da üst köşesi. devamı...
  • Ilmiye Kıyafeti: İlmiye mensublarının giyiniş tarzları. İlmiye kıyafeti; şalvar, cübbe ve sarıktı. Bununla birlikte ilmiye mensublarının kıyafetlerinde bazı değişiklikler de vardı. Orta derecedekiler cübbe ile sokağa çıktıkları halde üst tabakayı teşkil eden rical kısmı, lata yahut biniş giyerlerdi. Ayrıca ilmiyenin, “İlmiye” maddesinde yazılı, resmi günlere mahsus kıyafetleri de vardı. (O.T.D.S.) devamı...
  • Kümelenmemiş Sıklık Dağılımı: Gözlem sıklıklarını kümeler içinde değil, tek tek değerler biçiminde veren sıklık dağılımı. devamı...
  • Söğütlük: Söğüt ağacı bol olan yer Örnek: Uzakta çay kenarında söğütlük içinde küçük bir köy vardı. H. E. Adıvar devamı...

Antikalık ne demek sözlük anlamı nedir sorusunu farklı sözlüklerden yararlanarak yanıtladık. Paylaştığımız bilgilerde eksik veya hatalı bir şey var ise, buraya tıklayarak bize bildirebilirsiniz.