ashabı suffa sözlük anlamı nedir?

Sözlükte ashabı suffa kelimesinin manası:

  1. Suffa ehli. Bunlar, Hz. Peygamberin (A.S.M.) mescidine bitişik üstü örtülü, etrafı açık bir yerde otururlardı ve orada yaşarlardı. Bu zatların yaşayışları ve halleri din hizmeti, hayatı bakımından büyük değer taşımaktadır. Bütün hayatları Peygamberimiz'in (A.S.M.) yanında bulunarak Kur'anın en yüksek derslerini alır, öğrenirler ve öğretirlerdi. İslamiyeti öğrenmek, öğretmek ve yaymak için her türlü şahsi menfaatlerini terkederek tam bir İslam fedaisi olarak yaşarlardı. Bunlar evlenmezler ve dünya işleriyle uğraşmazlardı. Ashab-ı Suffa'nın bu hizmetleri sebebiyle ve bu çok büyük fedakarlıkları vesilesiyle İslamiyet az zamanda çok yayılmış ve kökleşmiştir. Peygamberimiz'in (A.S.M.) hadis-i şerifleri mükemmel bir şekilde muhafaza altına alınmış ve zamanımıza kadar hatta kıyamete kadar sağlam bir şekilde devam etmesi sağlanmıştır.Bu Ehl-i Suffa'nın ahvali Kur'an-ı Kerim hizmetine ilk ve en mühim başlangıç olduğu ve herkese büyük ibret ve ders teşkil edeceği için, Sahih-i Buhari Tercemesi Yedinci Cildinin 62 ve 63 üncü sahifelerindeki alakalı kısmı naklediyoruz: "Suffa, Kamus Müterciminin dediği gibi ve hepimizin bildiği veçhile, eski yerlerdeki "sed", "seki" gibi yüksekçe eyvana denir. Lisanımızda tahrifle "sofa" tabir olunur. Ehl-i suffa buna izafe edilmiştir. Ashab-ı Suffa; aileden cüda, gaile-i dünyeviyeden azade ve bütün manası ile feragatkar bir hayata malik olan bir zümre-i mübarekenin ekseri vakitleri Resül-i Ekremin (A.S.M.) huzurunda geçerdi. Daima Resul-i Ekrem'den (A.S.M.) ahz-ı feyz ederlerdi. Taraf-ı Peygamberiden tayin buyurulan muallimler marifetiyle de kendilerine Kur'an talim edilirdi. Bunlardan yetişenler müslüman olan kabilelere talim-i Kur'an için gönderilirdi. Bu cihetle bunlara "Kurra" denilirdi. Bu suffaya da "Darul-Kurra" demek en münasib bir isimdir. Nur-u Kur'an'ın "lemhat-ül basar" denilebilecek derecede az bir zaman zarfında afak-ı aleme intişar etmesi, bu ilim ocağının yetiştirdiği güzideler sayesinde müyesser olmuştur. Mütevazi ve fakat çok feyyaz olan dörtyüz, beşyüz raddesinde daima Kur'an ile, icabında gaza ile meşgul olan bir irfan-ı Kur'an ordusu bulunuyordu. İçlerinden teehhül edenler kadro haricine çıkardı. Fakat, yenileri ile ikmal edilirdi. Burası bütün manası ile leyli ve meccani bir dar-ul-ilim idi. Müdavimleri ne ticaretle, ne bir san'at ve harasetle iştigal etmezdi. Maişetleri taraf-ı risalet-penahiden ve ağniya-ı ashab tarafından te'min edilirdi. Bu hakikatı, Ehl-i Suffa'nın mübarek simalarından birisi olan Ebu Hureyre (R.A.) kendisinin çok hadis rivavet ettiğinden şikayet edenlere karşı verdiği şu müskit cevabında pek güzel ifade etmiştir: "Benim kesret-i rivayetim çok görülmesin; muhacir kardeşlerimiz çarşıdaki, pazardaki ticaretleri ile, "Ensar" kardeşlerimiz de tarlalardaki, bahçelerdeki ziraatleri ile meşgul bulundukları sırada, Ebu Hureyre, Peygamberin (A.S.M.) mübarek nasihatlerini hıfzediyordu..." demişti.Resul-i Ekrem (A.S.M.) Ashab-ı Suffa'nın maişeti ile, talim ve terbiyesi ile pek yakından alakadar olurdu. Hatta saadet-haneleri ihtiyacatı ile ikinci derecede meşgul bulunurdu. Bir kerre Hz. Fatıma (R.A.) el değirmeni ile un öğütmekten usandığından şikayet ederek bir hizmetçi istediğinde, Resül-i Ekrem (A.S.M.) - "Kızım! Sen ne söylüyorsun?... Henüz Ehl-i Suffa'nın maişetini yoluna koyamadım" buyurmuştu.Resul-i Ekrem'in (A.S.M.) hiç bir mev'izaları, hiç bir hitabeleri yoktur ki, bunun iradı sırasında Ashab-ı Suffa orada hazır bulunmasın, dinleyip, hıfzederek diğer ashaba nakletmesin... Bu suretle ahkam-ı İslamiyyenin hıfz ve naklinde Ehl-i suffanın pek müstesna te'sirleri görülmüştür.İçlerinde Ebu Hureyre (R.A.) gibi müstesnalar yetiştiği gibi, ilmi varlık göstermiyenler de vardı. Fakat, hangi türlü tedris gösterilebilir ki, umumi surette böyle sihir-amiz bir feyz verebilmiş olsun.."Hak Dini Kur'an Dili Cilt 2, sahife: 939, 940, 941 de de şu izahat vardır:"Bir gün Resul-i Ekrem (A.S.M.) Ashab-ı Suffa'nın başlarında durmuş, hallerini nazar-ı tetkikten geçirmişti. Fakirliklerini, çekmekte oldukları zahmetlerini gördü ve kalblerini tatyib edip onlara buyurdu ki: - "Ey Ashab-ı Suffa! Sizlere müjdeler olsun ki; her kim şu sizin bulunduğunuz hal-ı sıfatta ve bulunduğu halden razı olarak bana mülaki olursa, o benim refiklerimdendir... " (Osmanlıca'da yazılışı: ashâb-ı suffa)

ashabı suffa ile alakalı bazı sözcükler ve anlamları