Büyümek ne demek?

Türkçe sözlüklerde "Büyümek" ifadesini detaylı bir şekilde araştırdık...

Kısaca "Büyümek" ne demek?

  1. Organizmanın bütününde veya bu bütünün bir bölümünde, boyutlar artmak, irileşmek, eskisinden büyük duruma gelmek

    Örnek:

    Büyür güzellikleri, vücutları, kısmetleri çocuklar uyurken. F. H. Dağlarca

  2. Yetişmek

    Örnek:

    İhtiyar Süleyman Çavuşun ellerinde büyüdüm. A. Gündüz

  3. Yaşı artmak, yaşlanmak

    Örnek:

    Fakat büyüdükçe o kadar sevdiği bu oyunlara veda etmek lazım gelecekti. Ö. Seyfettin

  4. Artmak, güçlenmek, şiddeti artmak

    Örnek:

    İkinci de okuduktan sonra kavga büyüdü. M. Ş. Esendal

  5. Sayıca artmak.

  6. Genişlemek

    Örnek:

    Barbarosların ülkesi büyüdükçe büyüyordu. F. F. Tülbentçi

  7. Önem ve değer kazanmak

    Örnek:

    Türklük ülküsünün biraz daha köklendiğini, büyüdüğünü, yeşerdiğini duyarız. O. S. Orhon

Büyümek nedir? İlişkili sözcükler

  • üremek: Canlı, doğup çoğalmak Örnek: Altı, yedi ay içinde küçük sürü üredi. Ö. Seyfettin Yetişmek Örnek: Çubuklu bahçede üreyen kızılcık da hiçbir yerde bulunmaz. S. Birsel Çoğalmak, artmak. devamı...
  • Büyütmek: Büyük duruma getirmek, genişletmek. Yetiştirmek, bakmak Örnek: Büyüt bu fidanı ey genç / Hazır yeşermişken. B. Necatigil Abartmak, mübalağa etmek Örnek: Bir ara yine işi büyüttüğüne, hayale kapıldığına hükmetti. R. H. Karay devamı...
  • Baskısız Büyümek: Serbest bir eğitimle yetişmek. devamı...
  • Güreşmek: İki kişi türlü oyunlarla birbirinin sırtını yere getirmeye çalışmak Örnek: Artık çayırlıklarda soyunup yağlanıp güreşemiyorlardı. Ö. Seyfettin Mücadele etmek. devamı...
  • Bürümek: Sarmak, kaplamak, örtmek, basmak, istila etmek Örnek: Tarlayı otlar bürümüştü. N. Nâzım Çok, güçlü etkilemek Örnek: Bir kötümserlik bürümüş sizin içinizi. N. Ataç devamı...
  • Grow: (grew, grown) büyümek, gelişmek, inkişaf etmek, serpilmek Çoğalmak, artmak, ilerlemek, olmak devamı...
  • Cenkleşmek: Savaşmak. Atışmak, çekişmek, münakaşa etmek Örnek: Sadrazamın kapısındaki dilsizlerle cenkleşirken yardıma yetişen yavere… H. C. Yalçın devamı...
  • Mahdut: Çevrilmiş, sınırlanmış. Sayısı belli olan, sayılı, az Örnek: Hükûmetler mahdut bir zaman içinde yaşar. O. S. Orhon Dar, basit Örnek: Heyhat, dedi, siz de mahdut fikirli bir muharrirmişsiniz! Ö. Seyfettin devamı...
  • Katmerleşmek: Katmerli duruma gelmek. Çoğalmak, artmak Örnek: Zekeriya sofrası cinayetinin karanlığı katmerleşmişti. A. Gündüz devamı...
  • Nihayetsiz: Sonsuz, sonu gelmez, bitip tükenmez Örnek: Kırk yaşına gelince bir yorgunluk hisseder, nihayetsiz ve sebepsiz bir can sıkıntısı duyarsınız. Ö. Seyfettin devamı...

Büyümek ne demek sözlük anlamı nedir sorusunu farklı sözlüklerden yararlanarak yanıtladık. Paylaştığımız bilgilerde eksik veya hatalı bir şey var ise, buraya tıklayarak bize bildirebilirsiniz.